Sporcu olunmaz, sporcu doğulur cümlesi gerçeği yansıtıyor mu?
Spor performansı, bireyin genetik özellikleri ile beslenme, antrenman, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok yönlü bir kazanımdır. Bu bağlamda sıkça dile getirilen “Sporcu olunmaz, sporcu doğulur” görüşü, sportif başarının genetik temellerine dikkat çekmektedir.
İnsan Genom Projesi’nin tamamlanmasıyla birlikte yaklaşık 20.000-25.000 genin yapısı ve işlevlerinin incelenmesi mümkün olmuş, yapılan araştırmalar sonucunda atletik performans üzerinde etkili olduğu düşünülen çok sayıda gen tanımlanmıştır. Günümüzde spor performansı ile ilişkili olduğu bildirilen gen sayısı 120’ye ulaşmıştır.
Öte yandan, sporcu beslenmesinin de performans üzerinde en az genetik faktörler ve antrenman kadar önemli bir role sahip olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Beslenme ve genom arasında çift yönlü ve dinamik bir etkileşim bulunmaktadır. Tüketilen besinlerin hücresel düzeyde gen ekspresyonunu düzenleyebildiği ve epigenetik mekanizmalar aracılığıyla bireyin fizyolojik yanıtlarını etkileyebildiği gösterilmiştir. Ayrıca gen dizilerinde görülen ve “Single Nucleotide Polymorphism” (SNP) olarak adlandırılan tek nükleotid değişiklikleri, bireylerin diyet ve diğer çevresel faktörlere verdikleri yanıtların farklılaşmasına neden olmaktadır.
Bu çalışma kapsamında temel amacımız, sportif performansı etkileyen genetik varyasyonları belirlemek ve beslenmenin bu genetik mekanizmalar üzerindeki etkilerini inceleyerek sporcular için kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Böylece sporcuların performanslarının artırılması, toparlanma süreçlerinin iyileştirilmesi ve uzun vadeli sportif başarılarının desteklenmesi hedeflenmektedir.
Çalışmanın bir diğer amacı ise sporcuların genetik özellikleri doğrultusunda belirli spor branşlarına yatkınlıklarını değerlendirmek, özellikle çocuk ve genç sporcuların uygun branşlara yönlendirilmesine katkıda bulunmak ve geleceğin elit sporcularının yetiştirilmesine bilimsel bir temel oluşturmaktır. Bunun yanında, sporcularda ani ölüm ve yaralanma risklerinin azaltılması, koruyucu önlemlerin geliştirilmesi, bireysel besin ögesi gereksinimlerinin ve ergojenik destek ihtiyaçlarının belirlenmesi, spor yaşam süresinin uzatılması ve performansın sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi de çalışmanın hedefleri arasında yer almaktadır.
Spor genetiği ve nutrigenomik alanları son yıllarda hızla gelişmesine rağmen, ülkemizde bu konularda yürütülen çalışmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Özellikle genetik faktörler ile beslenme arasındaki ilişkinin spor performansı üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar yetersiz düzeydedir. Bu nedenle, yapılacak bu çalışmanın ülkemizdeki spor bilimleri literatürüne önemli katkılar sağlayacağı, sporcuların bireysel farklılıklarını dikkate alan yeni yaklaşımların geliştirilmesine öncülük edeceği ve gelecekte gerçekleştirilecek araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder